Gencer Özakman Yazıları

Üç Bölü Dört Buçuk Milyar

Burada hep ülkedeki teknolojik gelişmelerden, dünyanın bilimde geldiği noktadan, başarılı olmuş örnek sosyal projelerden, iyi insanlardan bahsetmek istiyorum ama 4,5 milyar yıl yaşındaki dünyanın insan vücudundaki birkaç hücre kadarlık bir kısmında sıkışıp kalmış insanlar olduğumuzu da düşünüyorum gittikçe. En apolitik, en “işine bakan”, en konjonktürel politikadan [...]

Konseptşın

1f07af0e09_konsept

Bu konsept olayını çok karıştırdıklarını düşünüyorum. Özünde konsept sözcüğü çok masum bir “lö konseptüel sivuple” apartması bir Fransız ithalatı gibi gözüküyor olsa da, işin aslı yazının ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım üzere bizi çok daha korkunç bir gerçekle yüzleştirmekte. Yine büyük ihtimalle yazıyı okuduktan sonra bir süre düşünüp en yakınızdakine [...]

Çörek Otu Yağı

5db4964101_corekotuyagi

Bir şekilde bittiğine şahit olmadığım tek tartışma, inanç ve bilim arasında tezat oluşturduğu düşünülen unsurların sebep olduğu konular üzerinedir sanırım. Tatlı su tartışmacıları arada sırada inancın aslında bilimsel kuramlarla ne kadar da uyumlu olduğunu kendince ispatlayan, ya da bilimin aslında ne kadar da büyük inançlara sahip insanlar tarafından geliştiğini [...]

Karmaşanın En Karmaşık Anlatımı

Yaşlanma belirtileri arasında “ben demiştim” deme sıklığı da kabul edilir mi, bilimsel olarak yorum yapacak yeterliliğe sahip değilim. Her ihtimale karşı, hafifletici sebep olarak bu durumdan duyduğum kaygıyı belirterekten, bu yazının üç adet “ben demiştim” düşüncesine dayalı olduğunu söylemiş olayım. Aynı şeyi “şu şöyledir, bu da böyledir” için de kullanacağım [...]

Paraşüt

Hayatım boyunca imkanım olsa bile paraşüt ile atlayabileceğimi sanmıyorum. Sebebi vücudumun, metabolizmamın bir şekilde bunun için birtakım engeller yaratması. Psikolojik olarak buna hazır olmanın yanında aşılması gereken ve geri dönüşü olmayan tahribatlar yaratabilecek fiziksel riskleri düşününce üzerinde çok da kafa yormaya gerek yok sanırım. Peki paraşütle atlamak [...]

Şizofrenik Görüşmeler Silsilesi – 1

gencerozkazman.blogspot.com’un isim babası, konsept danışmanı, başyazarı, sorumsuz yazı işleri müdürü ve iflah olmaz patronu Gencer’in sayfayı kaderine terk etmiş olması üzerine uzun süren çalışmalarımız sonucunda kendisini İstanbul’un pek bilinmedik semtlerinden birinde perişan halde bulduk. Yine de sorularımıza gayet sakin bir tonda, makul cevaplar verdi. Biz de [...]

Copy – Paste

Bilgisayardaki müzikleri aç. Yeni indirilenleri harici disktekilerle eşleştir, güncelleme yap. Telefona şarkı yükle. Dur! Yükleme! Hangisi daha günceldi? Kimi nereye “copy-paste” yaptık? Kimler ortada kaldı? Kimler mahçup oldu? Alt tarafı müzik dinleyeceksin. Bilgisayarla bilgisayar olma. [...]

Manifestoculuk

Manifesto yazmak nasıl bir şeydir? Yazılan şeye “aha bu manifesto oldu” mu denir, yoksa düşüne düşüne “bundan iyi manifesto çıkar” konumuna mı gelinir? İnsan niye manifesto yazma ihtiyacı duyar? Bütün bunları bilimsel olarak araştırmadan balıklama konuya dalmayı tercih ettim. Sonra da soruların hiçbirinin cevabından emin olamayıp aşağıdaki gibi bir taslak çıkardım. Katkılarınızı [...]

Arıyorum

Yeni bir kelime arıyorum. “Proje” niyetine. Proje demeye niyetlendiğimde yakışıklı yazılışı ile ortaya çıkıp “şşt, tamam” diyecek. Dillere pelesenk olmayacak. Yavan ağızlarda çiğnenmeyecek. Sınırları anlaşmalarla çizili zihinlerde kendine yer etmeyecek. Amaçsız bakışların karanlık diplerinde kaybolmayacak. Kitlelerle ruhsuz bedenlerin dilinde buluşmayacak. Aceleci ellerin [...]

Deli ile Ucube

Önüne bakarak yürüyordu yine. Ayakkabılarını boyayıp gitmişti bu sefer kahveye ama yine fayda etmemiş, rezil olup dönmüştü arkasına bakmadan. Hem isim de takmaya başlamışlardı artık. Köyün internet kullanan, profil fotoğrafı sahibi, uzun ense tıraşlı, pek modern gençleri arkasından “artiz köylü” diye seslenip “artiz ne arar la köyde?” diye ekleyince ne demek [...]

Denedim, böyle oldu

Bugün kendimi hayatımın dönüm noktası denebilecek kadar büyük bir değişimin başlangıcındaymış gibi hissetmedim kapıdan çıkarken. O işleri motivasyonel tetikleme yöntemleriyle beceremem zaten. Ama böyle bir kıpırtı oluşuverdi içimde sanki. Yapabilir miydim? Yolculuk, yürüyüş ve molalarla birlikte toplam üç saati bulan rutin bir şehir gezgini seansında “herkes haklıdır, [...]

“Baba, bizim neden haftada 100.000 kere tıklanan bir blog’umuz yok?”

Ben sosyal medyayı takip ettiğimi zannettiğimden beri taşın altından çok sular aktı. Ad-soyad şeklindeki muhtelif iletişim-paylaşım mecralarında bulunan adreslerimi önceden parsellememiş olsaydım çok bir şey kaybeder miydim, bilmiyorum. Ama kafası kurnazlık yönünde de çalışabilen ve benden farkı bu kurnazlık odaklı çalışmaları eyleme de dökme “motivasyonu” sahibi [...]

"İyi uçuşlar"

Gözlerimi açtığımda az önce insanla dolu olan koltukların boşalmış olduğunu, tek başıma öylece oturduğumu fark etmiştim. Üstelik gözlerimi de tek başıma değil, sabaha kadar boş kalacak yeri temizleyen temizlik görevlisinin yardımıyla açmıştım. Sonra öylece dolanırken telefonum çaldı. “Gencer Bey, uçağınız kalkmak üzere ve sadece siz binmediniz” diyen kıza [...]

Hayır, özetle

Referandum dediğimiz şeyin özünü ne kadar az tartıştık farkında mısınız? Niye yüzlerce kanun sırayla meclisten geçip yasalaşırken birden referandum nanesi çıktı ortaya? Oylanan şeyler çok önemli diye mi? Peh! Allahtan tbmm.gov.tr’de hangi kanunların yapıldığına, hatta yapılırken ne gibi konuşmaların olduğuna kadar her türlü bilgi var. “Politikayla ilgilenmiyorum”cular [...]

Mükemmel Şarkı

Şarkılardaki samimiyet, şarkının hangi duygularla yazıldığına, şarkının nasıl algılandığına ve hissettirmeyi tercih edeceği şeylerle hissettirdikleri arasındaki karmaşık uyuma bağlı. Bu genellemeye göre herkesin en azından basit bir “iyi şarkı” tanımı olmalı. Ama bu hem karmaşık diye nitelendirip hem de adına uyum dediğimiz şey için ne kadar bilimsel çalışma [...]

Yeniden

Önce boş bir metin dosyası açıp yazmaya orada başlıyorum.Sık sık yazdıklarımı tekrar okuyor, anlatım bozuklukları varsa düzeltiyorum.İmla konusundaki obsesifliğim nedeniyle bazı kelimeleri TDK aracılığıyla doğruluyorum.Yazı bittiğinde tekrar bir gözden geçiriyor, okuyucuya hatasız “ürün” sunmak için hiçbir zahmetten kaçınmıyorum.Altı ay aradan sonra, yeniden, yazıyorum. [...]

Kitaplıkta Duramayanlar

Korkuyorum, ama galiba iyi bir şeyler olacak bu kadar korkunun sonunda. Bu, uzanamadıklarımın korkusu. Soyut bir şeyler bekleyenleri hayal kırıklığına uğratmaktan büyük haz duyarak açıklıyorum ki, korktuğum şeyler kitaplığımda duran kitaplar. Kimileriyle “merhaba” ile sınırlı kalmış bir tanışıklığımız, kimileriyle ayakta sohbet etmişliğimiz, kimileriyle yarım kalan [...]

Sosyal Ağ Mahremiyeti ve Simit

Sanal ortamlarda beni bir obsesyondan öbürüne sokan bir başka durum var ki, kendilerine ben “sosyal ağ mahremiyeti” diyorum (“başka” dememin nedenlerini önceki yazılarımda bulabilirsiniz). Bir dosya için bile bilgisayarınızda yeni klasör oluşturup onu oraya yerleştirmek duygusunu bilir misiniz? İşte bu tip şeylere isim takmak da böyle bir duygu benim için. “Sosyal ağ mahremiyeti” [...]

Katliam

Sanal yazışmalardaki dil katliamına olan muhalefetimi şu anda bu cümleyi okuyanların %52′si bizzat bilmekte, %34′ü normal karşılamakta, %9′luk kesim kendi yazışmaları nedeniyle tedirgin olmakta, kalan %5 ise konu hakkında çekimser kalmaktadır. Dil katliamı dediysem sadece Türkçe’yi değil, İngilizce’yi de kastediyorum. Ama o konuyla başkasının ilgilenmesini tercih ederim. Diğer [...]

Aptal Kim?

Önsöz: Bu yazı, “çevredeki insanları ‘given’ olarak aptal görme” sendromu için yazılmış bir yazıdan derlenmiş olup, ilham veren kişinin adı bende saklıdır. Cımbızla faydalanmak isteyenler, hap olarak alıp yutanlar, daha sonra ortaya çıkması muhtemel yan etkilerden beni sorumlu tutamaz. Tutarlarsa da beni ilgilendirmez. Endikasyonlar: İnsanları herhangi bir nedenle çabuk [...]