İçeriğe geç

Einstein’ın sorusu + benden EM olur mu?

Kategori: TecrübEM

 Yaptıklarımın EM’le ilgisi var mı?

EM olmadan, pardon, EM bölümüne girmeden önce tanıdığım yegane EM Ali Dinçer’di. ODTÜ’de hazırlıktayken hiçbir dönemdaşım EM öğrencisiyle tanışamadım. Yıl sonuna doğru, birinci sınıf için yapmam gereken bir şeyler var mıdır acaba diye düşünürken, sekizinci yurtta kalan ve galiba o tarihte ikinci sınıfta olan Alev ile şimdi ismini anımsamadığım bir başka sınıf arkadaşını daha bulup konuştuğumda, Dinçer’den sonra EM tedrisatıyla müşerref olmuş iki kişi daha tanımış oldum. Diyeceğim EM tercihim, bu kadar bu kadar allaha emanet edecek düzeyde, hasbelkaderdi. Ali Dinçer’den sonra tanıdığım ikinci EM Canan Çilingir oldu. Galiba Canan Hocamızın lisansı EM değildi. Okurken derslerde anlatılanları, tahtaya yazılıp çizilenleri, okumak zorunda kaldıklarımı dersleri geçmeye yetecek kadar ancak anlayabilmiş olmalıyım ki, aldığım derslerden- çoğunlukla- geçer not alıyor ancak prop olmaktan pek kurtulamıyordum. Bu kadar çok prop olunca arada iki defa da ripiit olmak normaldi.

Mezun olduktan bir buçuk yıl sonra, askerliği ertelemek için İTÜ EM’de bir mastır programına başvurdum. Sınav matematik ve OR ağırlıklıydı, çok kazık görünüyordu. Yaradana sığınıp giriştim. Nasıl oldu bilmiyorum ama sınavdan en yüksek notu ben aldım. İTÜ’de derslere ilgim, ODTÜ’dekinden kesinlikle daha azdı.

Buna rağmen dersleri yüksek bir not ortalamasıyla tamamladım. Hatta sınava girmeden doktora programına devam edebileceğim de söylendi, ama o aralar çıkan bedelli askerlik fırsatına balıklama atladım.

Mastır yapmış bir EM olarak – İTÜ’lüler buna “yüksek” EM diyorlar- ilerleyen yıllarda bazen sayı saymak, birkaç haneli sayılarla toplama çıkartma, tek haneli sayılarla çarpma yapmanın dışında matematikle ilgim olmadı. ODTÜ’den sonraki ilk dört yıl boyunca yaptığım iş mühendislikti. STFA’da planlama ve hakediş mühendisi olarak işe girdim. Teknik ofis şefi oldum. İBŞB’de “Yatırım Koordinasyon Bürosu” diye bir birimde çalıştım. Ardından İstanbul Kent Bilgi Sistemi Projesinin yöneticiliğini yaptım. Daha sonraki dört yıl boyunca, arkadaşlarımla beraber kurduğum bir BT şirketinin yöneticiliğini yaptım.

O arada turizm sektöründe yatırım yapmak üzere kurulan bir şirketin ortağı da oldum. BT şirketinden sonra bu yatırım şirketinin yöneticiliğini yaptım. Yatırımlar yapmaya devam ederken üç ülkede kendi sermayemizle, iki ülkede yerel ortakla birlikte kurduğumuz yeni turizm şirketlerimiz oldu.

Bir bölümü BT dönemimin içine girmiş olan sekiz yılın sonunda bu network’ü yabancı ortaklarımızdan birine sattık. Satış işleminden bir gün sonra, 11 Eylül saldırıları olunca, alanlar geri iade etmek istedi. Kabul etmeyip ödeme planını biraz esnettik, adamlar parayı ödedi. Ama bu yıl iflas ettiklerini öğrendim.

Profesyonel yöneticilik yapmak üzere büyük bir şirkete girdim. Bana sözü edilen yeniden yapılanmadan farklı bir yapılanma içine girdiklerini görünce, ne ben onlarla çalışmayı istedim, ne onlar bana taahhüt ettikleri maaşı ödemeyi ve sekiz ay sonunda ayrıldım.

O gün bugündür herkesin geçimini sağlamak için ayırdığı zamanın yüzde onunu gelir getirici işlere, yüzde doksanını gelir götürücü işlere ayırıyorum. İleride denk gelirse bunu da yazarım.

Bundan sonra ağırlıklı işim, ağaç diplerini çapalamak türünden olacak gibi görünüyor.

Bunca yıl boyunca da, matematikle ilgim- iki istisna dışında- bazen sayı saymak, bir kaç haneli sayılarla toplama çıkartma, tek haneli sayılarla çarpma yapmaktan ileri gitmedi. Daha fazlası için hesap makinesi kullandım.

Arada ilk başlarda lotus, ardından excel’e müracaat ettiğim de oluyor.

Bu iki istisnaya gelince:

İTÜ’de akşam saatlerinde dersleri verilen bir yüksek lisans programında, “Turizm sektöründe proje yönetimi” adlı bir derse konuk konuşmacı olarak davet edilmiştim. Dersin içeriğini öğrenince hazırlanıp gittim. Proje yönetimi dersinin içeriğine uygun 1- 2 problem, model filan hazırladım.

Çocuklar da, dersin hocası da çok memnun kaldı. Soru- yanıt kısmında bir öğrenci, “Peki sizi bu modelleri kullanıyor musunuz?” diye sorunca, çocuğa “Abartma, mesela dedik.” diyerek, bir daha böyle bir şey yapmamaya karar verdim.

Programın bağlı olduğu Enstitü Müdürü beni arayarak, bu dersi bundan sonra sen verir misin diye sorduğunda, çok mutlu olmama rağmen hiçbir pişmanlık duymadan hayır dedim. Çünkü anlattıklarımla bir yere varılabiliyorsa da, ben kendimi yeterince samimi bulmamıştım.

İkinci istisna da kızımın matematik ödevlerine yardım etmek oldu.

Cem Tüzün

CemTuzun400

1964 İstanbul doğumlu.

Ciklet satmak, işportacılık, garsonluk, Tahtakale’de bir tefecinin (şimdi factoring deniyor) yanında çalışmak gibi işleri öğrenimine koşut sürdürdü.

1979’dan itibaren hem kendisinin, hem aile üyelerinin siyasi nedenlerle gözaltı ve tutuklanmaları da bu döneme eşlik etti.

1988 yılında ODTÜ Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirebildi.

ODTÜ’lü bir kıza aşık oldu. Hala aşık. Evlendiler. Bir kızları oldu. Ona da aşık.

İTÜ’de yüksek lisans yaptı. İnşaat, yerel yönetim, bilgi teknolojisi, turizm, tekstil, havayolu taşımacılığı alanlarında çalıştı.

On üç sivil toplum örgütüne üye.

Şimdilerde zaman buldukça Çanakkale’deki çiftliğiyle uğraşıyor.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın