Meslek hayatımın sekizinci yılında, yurtdışında temelden kurulan bir endüstri tesisi projesinin içine balıklama atlama şansını yakaladım.
Bugün proje içerisindeki üçüncü yılımı doldururken, zaman zaman 2005 yılının başlarına dalıp gidiyorum.
Bu üç yıl içinde, kulağa pek hoş gelen yeni bir tesisin kurulması ve devreye geçirilmesinin kitaplarda anlatılanlardan ne kadar farklı bir deneyim olduğunu, “gerçek hayat” problemlerinin değişken sayısının ve değişken niteliklerinin zenginliğini çok derinden anladım.
Teknik detaylara girmeye hiç niyetim yok. Açıkçası işin en kolay tarafı zaten teknik detaylardır. “Gerçek hayatın” karşınıza çıkardığı problemler, çoğunlukla teknik detayların hüküm sürdüğü bir evrenden çok daha karmaşık ve çözülmesi daha da zor.
Tesis Kurmak
Ben, iş hayatımın başından bu yana kafasında Endüstri Mühendisliği misyonunu sorgulayanlardan taraf oldum. Buna rağmen dört sene fiili “Endüstri Mühendisi” ünvanı altında çalıştım. Sorgulamamın ana nedeni, sanayideki endüstri mühendislerinin kendi potansiyellerini yanlış oluşmuş imajlar altında harcamalarını görmemdendir.
Endüstri mühendisliğinin sadece metot mühendisliği olarak algılandığı bir çerçevede, bir endüstri mühendisi mesleki hiç bir heyecan yaşamadan emekli olabilir.
Bir tesis kurma projesi ise bir EM’e tüm bilgi birikimini kısa bir sürede maksimum seviyede kullandıran ve en üst düzeyde iş tatmini sağlayan bir fırsattır.
İşin tüm teorik kısmını ve sistematik olma endişemi bir yana bırakarak, tesis kurma sürecini bir deneme özgürlüğü içinde alt başlıklara bölmek istiyorum:
Planlama Evresi
Planlama aşaması, işin en kolay ve zevkli kısmıdır. Bu dönem, henüz her şey havada uçuşurken ve kısıtlar ortada yokken kendinizi en özgür ve rahat hissettiğiniz dönemdir. Henüz yatırımını planladığınız konveyorun, üçüncü boyutta bir yerlere çarpma ihtimali yoktur.Ya da işgücü varsayımları sadece bir istatistikten ibarettir.
İşin en temeli yerleşim planlamasıdır. Burada inanılmaz sabırlı ve dikkatli olmanız gerekir. Bu süreçte asla yaklaşım ve tahminlerle çalışmayın. Planlamanızı kesinlikle tezgahların birebir resimleri üzerinde, tesisi çalışır bir vaziyette hayal ederek ve bu tesisi insanların işleteceğini unutmayarak yapın. Dinlenmeyi, çay ocaklarını pas geçmeyin. Üretim dışı alanları asla kapalı kutu olarak bırakmayın ve kreynlere çok dikkat edin.
İşgücünü planlarken asla kuru bir metotçu olmayın.Bir metotçu olarak bir robotu değil, kanıyla canıyla bir insanı planladığınızı asla unutmayın.
Her türlü maliyet tahmininde, elinizin altında mutlaka bir varsayım tablosu olsun ve her şeyi not edin. Binlerce linkle dolu bilgi çöplüğü olan excel tablolarından kaçının.
Bir endüstri mühendisi olarak bir araya getirdiğiniz teknik bilgiler birçok başka süreci ve mühendislik tasarımını tetikleyeceği için interdisipliner bakış açısı hiç olmadığı kadar önemlidir.
Şu anda kariyerini planlama ve lojistik sürecinde sürdüren biri olarak söylemeden geçemeyeceğim bir nokta var. Tesis planlamasında ambar ve depoların en az üretim teçhizatı kadar kısıt olabileceğini asla unutmayın.
Proje planında çok detaya girerseniz boğulursunuz. Milestone’ları doğru belirlerseniz işiniz rast gider. Bir EM olarak t anında projenin gidişatını üst yönetime en hızlı şekilde resmedebilmeniz gerekir.
Proje Dönemi
Planlama dönemi biter, hayatınız seyyar hale gelir ve tüm tasarladıklarınızın üçüncü boyuttaki suretleri karşınıza çıkmaya başlar.
Öncelikle yerleşim seçimi konusunda, EM olarak elinizdeki tüm araçları ortaya çıkarmanız gerekir. Ama şunu unutmamak gerekir, asıl olan kullandığınız araçtan ziyade sizin işinize kattığınız ruhtur. Esnek olmak, her alternatife ve üst yönetim sorusuna hazırlıklı olmak hayati önem taşır.
Bir endüstri mühendisi, daha sonraki süreçte kendisini inşaat sürecinden asla soyutlamamalıdır. İnşaat dönemi, ucu bucağı olmayan binlerce parametrenin çok kısa sürede bir araya gelip şekillendiği gerçek bir hayat dersidir. İnşaat mühendislerinin organizasyon ve planlama yetenekleri çok güçlüdür. Hızlı mobilizasyon, esneklik, çabuk ortam değiştirip yeni ortam şartlarına uyum, konforlu bir metot mühendisinin hayal gücünü zorlayıcı niteliktedir. Şantiye hayatının zorluklarıyla başa çıkabilmek için inanılmaz pratik olmanız ve bu pratikliği çok hızlı hayata geçirmeniz gerekmektedir.
Endüstriyel tesisler mimari açıdan oldukça kolay yapılardır ama iş elektro- mekanik altyapıya geldiğinde hayat zorlaşır. Bir endüstri mühendisi olarak en temel misyonunuz fabrikanın devreye girdiği andaki durumunu gerçeğe en yakın şekilde modelleyip tesis için gerekli parametrelerin tasarım ve tahmin süreçlerinde birincil desteği vermenizdir. İnşaat, makine ve elektrik mühendislerinden akan teknik bilgileri bir fabrika oluşturmak için harmanlamak işin en keyifli tarafıdır.
Hızlı bir tesis kurma projesinin anahtarı, inşaat projesiyle ekipman yatırım projesinin eşzamanlı olarak yürütülmesinden geçer. Tezgahlarınızın sevkiyatlarını, inşaattaki beton dökme planıyla paralel yürütebiliyorsanız eğer, işler yolunda demektir. Aldığınız riskler ve sizi bekleyen sürprizler karşısında her zaman hızlı ve pratik çözümler bulmanız gerekir. Sevkiyatlar yapılırken, organize ettiğiniz araçların konforlu şartlar olmadan boşaltılmak zorunda olduğunu söylesem, sanırım sürprizler hakkında ipucu vermiş olurum.
Tesis tasarımı konusunda okulda öğrendiklerinizin yeterli olduğunu asla düşünmeyin ve kendinizi geliştirin. Neufert’in yapı tasarımı gibi en az iki üç başucu kitabınız kesinlikle olsun. Bir forkliftin dönüş çapından, makas altı yükseklik kısıtlarına, iki tesis arası mesafeden kot farklarına kadar girebileceğiniz tüm teknik ayrıntılara girin. İş hayatımın başından beri hiç aklımdan çıkmayan bir düşünce var.
Mezuniyetimden bu yana bir tıp fakültesi, bir de hukuk fakültesi bitirecek kadar zaman geçti. Bambaşka iki meslek edinecek kadar sürede ben kendi mesleğimde kendime ne kadar katma değer kattım.
Yatırım süreci, inşaat sürecinden daha “entellektüel” ve zevklidir. Ekipman tasarımı, firma seçimi, kontrat, proje kabulü, final kabul, sevkiyat ve enstallasyon. Kendisini mekanik tasarımlara adamış sayısız uzman sayesinde, ufkunuzu olabildiğince genişletebilirsiniz. Hayal gücünüzü sonuna kadar zorlayın. Yaratıcı ve girişken olun.
Devreye Alma
Bir sene önce layout’unu çizdiğiniz tesiste gezinmenin size kattığı en güzel duygu mesleki özgüven duygunuza yaptığı katkıdır.
Devreye alma döneminde, karşınıza lojistik gibi devasa bir dünya çıkar. Kısa sürede dış ticaret mevzuatı, ithalat prosedürleri, teşvikler gibi, o ana dek gezindiğiniz teknik dünyanın çok dışında bir dünya karşılar sizi. Lojistiğin en güzel yanı, hareketi ve heyecanıdır. Uzun uzun mühendislik, analiz ve tasarım dönemlerinden sonra, bol adrenalinli ve tek felsefesi zamana karşı yarış olan bu evrende, bir EM olarak yapabileceklerinizin sınırı yoktur.
Bu üç senede en unutmayacağım anlardan biri, üretimin başlaması için getirttiğimiz malzemelerin gümrüklendiği gündür. Koca bir günü gümrükte muayene memurlarıyla geçirdikten sonra, akşamüstü antrepodan malzemeleri bir tıra yüklemiş, arkasından kendi aracımla fabrikaya kadar eşlik etmiştim.
Şu an fiili olarak lojistik yöneticiliği yaptığım için bu kısmı fazla uzatmak istemiyorum, çünkü bu sektörde anlatılacaklar, tecrübeler ve anılar asla bitmez.
Devreye alma döneminin en önemli ve zor aşamalarından biri, gerekli işgücünün planlanması ve seçimidir. Bu noktanın projenin kalbi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. İşgücünün, teknik yeterliliklerinin tanımlanması ve yerel imkanlar içersinde sizin yapabileceklerinizin çakışması çok önemlidir.
Doğru ücret politikasını belirlemek, bölgedeki insanların alışkanlıklarını, kültürlerini anlamak, çizginizi buna göre belirlemek her şeyden önemlidir. Demografik yapıyı sadece istatistiklerden yola çıkarak anlamaya çalışırsanız kesinlikle başarılı olamazsınız. Bu konuyla ilgili söyleyeceğim özlü söz şudur: Fabrikanız için tecrübe ve uzmanlık gerektiren alanları doğru belirleyerek, bu alanları tecrübeli kadrolarla doldurabiliyorsanız, sizin için artık zorluk kalmamıştır. Buna ne kadar uzaksanız, planlama ve proje döneminde aldığınız tüm o mesleki hazlar buram buram burnunuzdan gelebilir.
Açılış ve Seri Üretim
Bir tesisin açılışı bile başlı başına bir proje ve uzmanlık alanıdır. İyi bir PR şirketi ile çalışmak, saat gibi işleyen bir organizasyon, uykusuz geçirilen onlarca gün; sonunda tesisin açılması için sembolik bir düğmeye basılır ama ardından tüm tezgahlarınız ve işgücünüz, onca ziyaretçi içinde hiçbir problem çıkarmadan, kırk yıllık bir fabrika gibi çalışmak durumundadır.
Açılışla ilgili yine tek bir sözüm var. Açılıştan sonra yıkılana kadar içmekten kaçınmayın. Çünkü buna gerçekten ihtiyacınız olacak.
Seri üretim döneminde şantiye döneminin tozu kiri geride kalmıştır. Artık kolon ve kirişlerin teknik detaylarını bırakmış, sistematik, disiplinli, rutin üretim hayatının içine girmişsinizdir.
En önemli konu, devreye alınan işletmeyle birlikte işe başlayan yüzlerce insanın, işletmenin ayağa kalkmasına paralel olarak, bir an önce yapacağı işi en iyi şekilde öğrenerek, fonksiyonunu yerine getirmesidir. Bunun çok soğuk bir kitap cümlesi olduğunun farkındayım, ama bu konuyu cümlelere dökecek ve bunun ne kadar zor bir iş olduğunu tarif edecek bir cümle kuramıyorum. Özlü söz: Bu süreç, bir tesisi devreye almakla ilgili en zor adımdır. Daha zor bir işi inanın hayal bile edemiyorum.
Bu noktadan sonra tek başına EM nosyonu ile ayakta kalmak mümkün değildir. Bu süreci ancak tüm disiplinlerden bağımsız liderlik ve yönetim yeteneğiniz, sabrınız ve soğukkanlılığınızla atlatabilirisiniz. Bu konularda zaafiyetiniz var ise işiniz gerçekten zor demektir.
Yurtdışında Yaşamak
Expat olmak
Eğer şu ana kadar bahsettiğim tüm bu dönemleri, doğduğunuz ülkede değil de yurtdışında yapıyorsanız, sanırım bunun üstüne biraz daha konuşmak gerekecektir.
O ana dek yaşadığınız ülkenin dışına çıktığınız an, en önemli deneyiminiz paradigmalarınızın üzerinize koyduğu engellerin farkına varmanız olacaktır.
Tek bir hayat biçiminin mümkün olduğunu düşünüyorsanız, evrendeki en önemli problemin oyla başa geçen politikacıların insanları kötü yönetmesi ve görevlerini suiistimal ettiklerine inanıyorsanız ve insanların kökenlerine göre farklılaştığını düşünmeye başladıysanız, bir süreliğine bile olsa, mutlaka yasadığınız coğrafyayı terk edin. Bambaşka bir kültürün içine girerek bakış açısını değiştirmek, insanlığın renkli ve tekdüze yönlerini tanımak, dilin gramatiğinin yaşam örgüsüyle nasıl iç içe olduğunu çözmenin başka bir yolu olduğunu sanmıyorum.
Bir expat olarak meslek hayatını sürdürmenin size getirisi işte budur. Hayat her an çok farklı bir şekilde yaşanabilir, insanın her türlü farklı koşula ayak uydurabilme yeteneği vardır, ama hayat bir o kadar da tekdüzedir.
Bir expat olarak yapmamanız gereken tek şey, yaşadığınız ülkede turist olmaktan kaçınmaktır. Sadece expatların gittiği ortamlara gidiyorsanız, gününüzün önemli bir bölümünü Türkçe konuşarak geçiriyorsanız, o ülke insanı içinde edindiğiniz arkadaşlarınız ve bir çevreniz yok ise, gerçekten kayıptasınız demektir.
Rusya
Finalde tüm bu deneyimleri edindiğim ülke olan Rusya ile ilgili de birkaç söz söylemek istiyorum.
Rusya’da çalışan expatlar ikiye ayrılır. Rusya’yı çok sevenler ya da hiç sevmeyenler. Sevenler bu ülkede yazın hiç batmayan güneşten, sevmeyenler ise kışın hiç doğmayan güneşten söz eder.
Temel olarak bu ülkede her şey, çok zıt insanlık durumlarının bir arada olduğu oldukça dinamik bir evrene tekabül eder.
Birey hem çok önemlidir, hem de güçlü devlet geleneği ve gelişmemiş demokratik kültürü karşısında çok güçsüzdür. Yasalarda bireyi bir yandan koruyan, bir yandan da inanılmaz ezen birçok tezatlık vardır.
Medya kültürü gelişmemiştir. Televizyon izleme kültürü Türkiye’ye nazaran yok denecek kadar azdır. Ortalama Rus insanının en keyif aldığı sosyal atmosfer, ailesiyle ya da yalnız gittiği danslı, yemekli restoranlardır.
En büyük zaafiyetlerden birisi alkoldür. Alkole başlama yaşı inanılmaz derecede düşüktür.
Kadın nüfusu, hem demografik olarak hem de sosyal olarak baskındır. Genel algılamada kadının ikinci planda olduğu bir bakış açısı bu ülkede tamamen geçersizdir. Bunun eski yönetim sisteminin bir mirası olduğunu düşünen birçok insana rastladım
Yabancı düşmanlığı ve önyargı bölgesel farklılıklar gösterir. Bunun dinamiklerini anlamak ve anlatmak bu naçizane denemenin sınırlarını aşacaktır.
Moskova ise genel Rusya değinmesi içerisinde başlı başına bir yerdedir. Endüstriyel kaynakların bu kadar ucuz olduğu bu ülkede, Moskova kendi sınırları içerisinde dünyanın en pahalı şehirlerinden biridir. Benzer örneklerine göre görece güvenli bir şehir olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Trafiğin büyük bir problem olmasına karşın, metroyla şehri bir uçtan diğer uca kısa sürede geçebilirsiniz.
Arman Arıkan
İş yaşamına 1996 yılında Barlan Metal Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de Endüstri Mühendisi olarak başlayan Arıkan,
1997 yılında Arçelik A.Ş. Çamaşır Makinesi İşletmesi Montaj-1 Takımı’nda Üretim Mühendisi olarak görev aldı.
2000-2004 yılları arasında aynı işletmede Üretim Mühendisliği Bölümü’nde Endüstri Mühendisi Uzmanı olarak calıştı.
2004 yılında atandığı Arçelik Rusya yatırım projesinde proje mühendisi olarak görev aldı.
2005 eylül tarihinden itibaren Rusya Vladimir eyaletinde kurulmuş olan Beko LLC şirketinde Üretim Planlama ve Lojistik Yöneticisi olarak çalışmaya devam etmektedir.
ODTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden 1996 yılında mezun olan Arıkan, 1974 Diyarbakır doğumludur.
